Anasayfa  |  Termal  |  Estetik  |  Diş  |  Tüp bebek  |  Göz  |  Saç Ekimi  |  Hizmetlerimiz  |  Hakkımızda  |  İletişim Turkish English  
  Turkish Helath Travel
 
Türkiye'ye sağlık köprünüz...
 	The health bridge to Turkey
  Anasayfa • Termal • Estetik • Diş • Tüp bebek • Göz • Saç Ekimi
 
 
 

Göz

             

Glokom

İntralase

Katarakt

Kontak Lens

Retina Diyabet

Lasik


Glokom (Göz tansiyonu) ileri safhalara kadar belirti vermeyip tedavi edilmediğinde körlükle sonuçlandığından erken teşhisi çok önemlidir.


Sadece göz tansiyonun ölçülmesi glokom hastalığının erken teşhisi için yeterli değildir.

Glokom Birimimizde hastalarımızın düzenli takipleri göz tansiyonu ölçümleri ve görme alanı tetkikleriyle yapılmaktadır. Göz tansiyonu ölçümleri Türkiye'de sadece kliniğimizde bulunan Mentor Pneumatic Tonography cihazlarıyla, görme alanı testleriyse dünya standardı Zeiss Humphrey 750 Field Analyser ile yapılmaktadır. Zeiss Humphrey 750 Field Analyser cihazının en önemli özelliği hastanın testi doğru yapıp yapmadığını gösteren istatistik programlarının olması ve özel blue-on-yellow programı ile glokom hasarını 2 yıl öncesinden tesbit edebilmesidir. 2002 Mart ayında hizmete giren Heidelberg Engineering HRTIII Optic Nerve Head Analyser cihazıyla erken tanı olanaklarımız en üst seviyeye çıkmıştır. Glokom hastalarımız kliniğimizde ilaç, laser veya ameliyat ile tedavi edilebilmektedir.

GLOKOM ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

Açık açılı glokom en sık karşılaşılan glokom çeşididir. Diğer glokom tipleri daha nadir olarak görülmektedir.

DÜŞÜK VEYA NORMAL BASINÇLI GLOKOM  Normal göz içi basıncına sahip insanlarda optik sinir hasarının ve görme kayıplarının ortaya çıkmasıdır. İlaçlarla göz içi basıncının en az % 30 düşürülmesi ile bazı hastalarda hastalığın ilerleyişi yavaşlatılabilir. Düşük göz içi basıncına rağmen ilerleme devam edebilir.Ayrıntılı bir özgeçmiş sorgulaması ve yapılacak incelemeler sonucunda düşük sistemik kan basıncı gibi risk faktörleri kolaylıkla tespit edilebilir. Eğer hiçbir risk faktörü tespit edilmemişse tedavi seçenekleri açık açılı glokom ile aynıdır.

AÇIK AÇILI GLOKOM  Açık açılı glokom genellikle her iki gözü de etkileyen, kronik, yavaş ilerleyen glokom çeşididir. Glokom türleri arasında en sık karşılaşılanı açık açılı glokomdur. Ön kamara açısı açıktır ancak göz içi basıncı yüksekliği ve görme alanı defektleri bulunmaktadır. Açık açılı glokom, sinsi seyirli, ağrısız, yavaş ilerleyen bir hastalıktır. Bu nedenle sık kontrol edilmeyen hastalarda görme kayıplarının belirginleştiği ileri dönemlerde fark edilir. Glokom hastalarının yakın akrabalarında bu hastalığa yakalanma riski diğer insanlara göre 5-6 kat daha fazladır. Bu nedenle özellikle bu kişiler periyodik kontrollerini ihmal etmemelidirler.

KAPALI AÇILI GLOKOM  Gözün ön tarafındaki sıvı açıya ulaşamaz ve gözden drene olamaz. Açı irisin bir kısmı tarafından kapatılmış durumdadır. Bu tip glokom hastalarında ani göz içi basıncı yükselmeleri görülebilir. Gözde ağrı, sulanma, kızarıklık, bulanık görme gibi bulgular ortaya çıkabilir. Bu durumda hızlı bir şekilde müdahale etmek gerekmektedir.Bu tıbbi açıdan acil bir durumdur. Eğer doktorunuza ulaşamıyorsanız en yakın kliniğe başvurmalısınız. Tedavi edilmezse bir iki gün gibi kısa bir süre içerisinde körlüğe kadar ilerleyebilir. Genellikle lazer ve ilaç tedavisi ile açı önündeki engel ortadan kaldırılarak görme kayıpları önlenebilmektedir.

KONJENİTAL GLOKOM  Konjenital glokomlu bebeklerin, doğumdan itibaren açıda sıvı drenejını yavaşlatan bir defekt bulunmaktadır. Bu bebeklerde ışık hassasiyeti, gözlerde sulanma ve kornea bulanıklığı gibi belirgin semptomlar bulunmaktadır. Bu hastalara genellikle koruyucu cerrahi tedavi önerilir. Çünkü ilaç tedavisinin bebeklerde ne derece etkili bir tedavi olduğu ve yan etkileri tam olarak bilinmemektedir. Ayrıca bebeklerde ilacı uygulaması zordur. Cerrahi tedavi etkili ve güvenlidir. Vakit kaybetmeden cerrahi tedavi uygulanırsa bu bebekler net görebilme şansına sahip olurlar.

EDİNSEL GLOKOMLAR  Glokom hastalığı başka medikal problemlere ikincil olarak da gelişebilir. Göz cerrahisi, ileri düzeyde katarakt, göz yaralanmaları, bazı tümörlere ve üveite bağlı olarak glokom hastalığı oluşabilir. Örneğin; pigmenter glokom, iristen ayrılan pigmentlerin açıyı kapatması ve sıvı drenajını yavaşlatması sonucu gelişen bir glokom türüdür. Nadir de olsa şeker hastalarında da neovasküler glokom denilen bir glokom çeşidi oluşabilir. Bazı insanlarda kortizonlu damlalar da glokoma sebep olabilir. Tedavide ilaçlar, lazer cerrahisi veya konvensiyonel cerrahi uygulanabilir.

SEBEPLERİ VE RİSK FAKTÖRLERİ

Gözün ön kısmındaki bölmeye ön kamara adı verilir. Ön kamarada sürekli bir sıvı akımı vardır, bir taraftan sıvı gelir ve açı denilen, kornea ile irisin birleştiği bölgeden gözü terk eder, bu arada yakın dokuların beslenmesini sağlar. Sıvı açıya ulaştığında süngerimsi bir yapı tarafından direne edilir ve gözden ayrılır. Bazen bu sıvının drenajı yavaşlar ve göz içi sıvı basıncı artarak optik sinire hasar verecek düzeylere ulaşabilir. Yüksek göz içi basıncı optik sinire hasar vermekte bu da görme kayıpları ile sonuçlanabilmektedir. Bu nedenle göz içi basıncını kontrol etmek çok önemlidir.

 

 

 

 

 

GLOKOM İÇİN RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

·        60 yaşının üzerindeki kişiler

·        Ailesinde glokom hastası bulunanlar ( genetik yatkınlık )

·        Göz yaralanmaları

·        Şeker hastalığı

·        Uzun süreli kortizon tedavisi

·        Yüksek, düşük kan basıncı

·        Miyopi

·        Şeker hastalığı

·        Migren

Ayrıntılı bir muayene ve yapılacak tetkikler sonucu risk faktörleri tanımlanabilir, göz içi basıncı, kornea kalınlığı, optik sinir analizleri bu incelemeler arasında önemli bir yer tutar. Riskli gurupta yer alan kişilere uygulanacak ilaç tedavisi ile glokom gelişmesi yaklaşık olarak hastaların yarısında engellenebilmektedir. Riskli gruptaki hastalara her yıl ayrıntılı bir göz muayenesi yapılmalıdır.

SEMPTOMLAR  Hastalığın ilk aşamalarında herhangi bir belirti yoktur, görme kaybı henüz gelişmemiştir ve ağrı olmaz.
Hastalık ilerledikçe kişi görmede azalması olduğunu fark eder. Önünü net görebilir ancak yanlarda kalan cisimleri göremeyebilir. Tedavi edilmezse görme kaybı ilerler ve hasta çevreyi göremez sanki bir tünelden içeri bakıyor gibi görmeye başlar ve tamamen görme kabı ile sonuçlanır.Glokom bir gözü veya her iki gözü birden etkileyebilir.

GLOKOM TANISI NASIL KONULUR?

Tanı ayrıntılı bir muayene ve yapılacak testlerden sonra konulabilir. Glokom hastalığı hayat boyu tedavi gerektiren bir hastalık olduğundan aşağıdaki testler yapılmadan tanı kesinleştirilmemelidir:

*Göz tansiyonu ölçümü
*Santral kornea kalınlığı ölçümü
*Bilgisayarlı görme alanı tetkiki
*Optik sinir başı topografisi

LAZER TRABEKÜLOPLASTİ

Bu operasyonla göz içi sıvının gözden uzaklaşması sağlanır. Hastalığın herhangi bir evresinde size bu ameliyat önerilebilir. Bu ameliyat sonrası da damlalarınıza devam etmeniz gerekebilir.
Bu işlem doktorunuzun kliniğinde yapılabilir. Öncesinde gözünüze damla konulur ve sizden lazer cihazının karşısına oturmanız istenir. Doktorunuz özel bir lens kullanarak lazer ile tedavinizi uygular. İşlem sırasında kırmızı veya yeşil renkte parlak ışıklar görebilirsiniz. Bu uygulama ile göz içi sıvının drenajı kolaylaştırılır.Diğer operasyonlar gibi bu uygulamanın da yan etkileri vardır. İşlemden sonra damla kullanmanız gerekebilir ve yine göz tansiyonlarınızın takip edilmesi gerekmektedir.Eğer her iki gözünüzde de glokom varsa bu uygulama teker teker yapılır. Aynı anda yapılması önerilmez. Lazer tedavisi her göz için birkaç gün ila birkaç hafta sürebilirYapılan çalışmalar sonucu lazer tedavisinin göziçi basıncını düşürmede oldukça etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Ancak zamanla etkisi azalabilmekte ve yeni tedavilere ihtiyaç duyulabilmektedir.

SELEKTİF LASER TRABEKÜLOPLASTİ (SLT) GLOKOM TEDAVİSİ

Glokom (göz tansiyonu), göz içinde yer alan sıvı basıncın görme sinirlerinde hasar, görme alanında azalma oluşturacak kadar yüksek olması sonucu ortaya çıkan bir göz rahatsızlığıdır. Açık açılı glokom en çok görülen tipidir. Glokom, göz içi sıvısını dışarı boşaltan kanallarda tıkanıklık oluşması sebebiyle sıvının gerekli miktarının boşalamaması ve bu nedenle göz içi basıncının artması sonucunda gerçekleşir. Glokomda (göz tansiyonu), görmede azalma gerçekleştikten sonra eski hale dönüş olmaması nedeniyle erken dönemde tespit ve tedavinin önemini ortaya koymaktadır. Tedavi yöntemlerinde, göz içi sıvısının oluşumu azaltılarak veya dışarı akışı arttırılarak hastanın göz sağlığına kavuşması sağlanır.Bugüne kadar göz içi basıncını normal sınırlara indirmek için göz damlası kullanımı ilk tedavi seçeneği olarak yer almıştır. Fakat kullanılan damlaların pahalı olması, hastaların düzenli kullanmaması, yan etkileri gibi sebepler göz tansiyonu hastalarının iyileşme oranlarının düşmesine sebep olmaktadır. İlaç ile tedavi yöntemlerinin olumsuz etkenleri alternatif tedavilerin gelişmesine zemin sağlamıştır.

Glokom tedavisinde dünyada 50 yıldan beri cerrahi müdahaleler uygulanmaktadır. Fakat damla ve lazer tedavisi görmelerine rağmen, görmesini kaybeden hastalarda son çare olarak cerrahi yöntemler tercih edilmektedir. Glokom cerrahisi başarılı olsa bile lazer ve damla tedavisi yöntemlerine göre yüksek oranda risk içermektedir.

Göz tansiyonu tedavisinde geliştirilen Selektif tedavi yöntemleri, hastaları ilaç tedavisi olmaktan ve ameliyatlarda görülme ihtimali olan risklerden uzak tutulmalarını sağlamaktadır. Bu tedavi yöntemlerinde ilk kullanılan Argon Lazer Trabeküloplasti (ALT) yöntemi olan lazer yöntemidir. Bu tedavinin yeteri ölçüde etkili olmaması ve lazer yapılan alanların tekrar kapanarak basıncın yükselmesine neden olması farklı yöntemlerin gelişmesine neden olmuştur. Son yıllarda dünyanın büyük bölümünün ve FDA'nın da onaylayıp kullanmış olduğu yeni lazer tedavi tip ‘Selektif Lazer Trabeküloplasti’ (SLT) olmuştur. Cihaz açık açılı glokomun tedavisinde dünyada, ülkemizde ve hastanemizde güvenle kullanılmaya başlanmıştır.
ALT den farklı olan SLT lazer esasen kanal sisteminde görünen yara izi oluşturmaz. SLT göz kanalının şişmesine ve tıkanmasına sebep olan intraceluler pigmentlerinin seçici olarak ayrılması prensibi ile çalışmaktadır. SLT lazer yaşa bağlı olarak tıkanmış ve daralmış kanal gözeneklerini genişletir ve açar.
Selektif Laser Trabeküloplasti (SLT) Argon Lazer Trabeküloplasti (ALT)’ye oranla etkili ve güvenilir bir alternatif tedavi yöntemi olduğu belirtilmektedirAynı zamanda SLT primer tedavi olarak uygulanabilmesi yanı sıra, medikal tedavi ile kontrol altına alınamayan hastalarda ve ALT sonrası GİB (Göz içi Basıncı) artısı olan olgularda önerilen tekrarlanabilir tedavi yöntemi olduğu belirtilmektedir.Günümüzde SLT, açık glakomun primer tedavisinde artık ALT’ nin yerini almaktadır. Argon lazer prosedürünün aksine SLT açık glakomlu tüm hastalarda kullanılabilmektedir.

KONVENSİYONEL CERRAHİ

Bu cerrahi yöntemle sıvının gözden uzaklaşabileceği yeni bir yol oluşturulur. Bu da size doktorunuz tarafından herhangi bir dönemde önerilebilir. Genellikle ilaca ve lazer tedavisine rağmen göz içi basıncı düşürülemeyen hastalara önerilir. Bu cerrahi göz kliniğinde veya hastanede uygulanabilir. Operasyon öncesi rahatlamanız için ilaç verilir. Gözünüz iğnesiz yöntemle, damla damlatılarak uyuşturulur. Sıvının gözden uzaklaşabileceği bir yol oluşturabilmek için küçük bir doku parçası kesilerek alınır.Operasyondan sonraki birkaç hafta boyunca infeksiyondan ve inflamasyondan korunmak için damla kullanmanız gerekir. Bunlar ameliyat öncesinde kullandığınız damlalardan farklıdır.Bu işlemde aynı anda iki göze birlikte uygulanmaz. Dört altı hafta içinde tamamlanır. Göz içi basıncını düşürmede %60 ila % 80 etkilidir. Eğer yeni oluşturulan yolda zaman içinde daralma olursa ameliyatı tekrarlamak gerekebilir. Bu cerrahi özellikle daha önce katarakt gibi göz ameliyatı olmayan hastalarda etkilidir.Bazı hastalarda operasyon sonrası görme kalitesinde bir miktar bozulma olabilir. Katarakt, kornea problemleri, göz içi inflamasyonu ve infeksyonu gibi yan etkileri vardır. Bazı hastalarda görmede gölgelenmeler olabilir.

 

Intralasik Bıçaksız LASIK sistemi Intralase FS60

• Hastalar tarafından tercih edilir: Bir gözü bıçakla diğer gözü Intralase ile ameliyat olan hastaların ¾’ü, Intralase ile ameliyat olan gözlerinin daha iyi olduğunu bildirmişlerdir.

Kanıtlanmış ve Güvenilir: Intralase metoduyla bugüne kadar yüz binlerce işlem güvenli ve etkili olarak yapılmıştır. Halen daha gelişmiş bir tedavi metodu yoktur. Intralase teknolojisinin üstünlüğü sayesinde doktorunuz lasik için gereken her parametreyi daha hassas bir şekilde kontrol ederek sonuçların daha etkili olmasını sağlar. Ayrıca Intralase yönteminde hiç bıçak kullanılmadığı için hastalar lasik tedavisine girerken daha fazla güven daha az endişe duyarlar ve mükemmel görme kazanma şansları daha yüksektir. Intralase hakkında daha fazla bilgi için bizi arayınız. Doktorlarınızla konuşunuz.

Intralase metodu, lasik işlemini yapabilmek için gereken ince kornea tabakasını bıçak kullanmadan kaldırmak için geliştirilmiş bir yöntemdir. Geleneksel olarak bu ince tabakayı kaldırmak için mikrokeratom adı verilen cihaz kullanılır. Mikrokeratom gözün önünde ileri ve geri hareket ederek korneadan ince bir tabaka keser. Mikrokeratom ile yapılan lasik ameliyatları bilindiği gibi son derece güvenlidir. Ancak lasik sırasında çok ender görülen komplikasyonların çoğunluğu mikrokeratoma bağlıdır. Intralase metodunda ise bu ince tabaka gözünüze herhangi bir bıçak temas etmeden yaratılır.

Intralase nasıl çalışır?
Intralase metodunda, her biri saniyenin katrilyonda biri kısalıkta çok küçük laser ışıkları kornea tabakasından geçerek kornea içinde mikroskobik kabarcıklar yapar. Bu kabarcıkların sayısı ve kaplayacağı alan önceden doktor tarafından belirlenir ve bilgisayara işlenir. Bu kadar hassas işlemler normalde kullanılan bıçaklı mikrokeratomlar da mümkün değildir.

Kaşkaloğlu Göz Hastanesinde bulunan son sistem FS-60 cihazında bütün bu işlemler 30 saniye sürer. Daha sonra bu tabaka kolaylıkla kaldırılır ve lasik yapılır. Lasik işlemi bittikten sonra bu tabaka kolaylıkla yerine yatırılır ve kısa sürede iyileşir.

Benim gözüm Intralase için uygun mu?
Eğer bıçaksız lasik olmak istiyorsanız ve ender de olsa görülebilen mikrokeratom komplikasyonlarından sakınmak istiyorsanız lasik- Intralase sizin için uygundur. Intralase metodunda lasikten sonra 10/10 görme oranı daha yüksektir. Ayrıca Intralase ile lasik olan hastalar görme kalitelerinin daha iyi olduğunu ve bunu özellikle loş yerlerde ve gece fark ettiklerini bildiriyorlar.

Katarakt nedir?

Göz merceğinin saydamlığını kaybetmesi olup en sık sebebi yaşlılıktır. Hastanemizde en çok yapılan ameliyat katarakt ameliyatı olduğundan katarakt teşhis ve tedavisindeki tüm gelişmeler en kısa zamanda hizmetinize sunulmaktadır. Yapılan göz muayenesi sonucunda katarakt tanısı konulmuş hastalarımız Katarakt Biriminde LOCS III sistemine göre sınıflandırılır. Hastanın ameliyatında kullanılacak olan mercek ülkemizde ilk kez kliniğimizde kullanılan IOL master cihazıyla hassas olarak saptanır.
Astigmatizma ve pakimetrik ölçümler orbscan ile yapılır. Kliniğimizde katarakt ameliyatları ekibimiz tarafından iğnesiz, dikişsiz Fakoemülsifikasyon yöntemiyle yapılır. Ortalama ameliyat süresi 6-10 dakika olup hastalar ameliyat sonrasında evlerine gidebilirler.

 

KATARAKT AMELİYATI HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR:

 

       ·        Ameliyatı kim yapıyor? Hastanemizde katarakt ameliyatları geniş tecrübe sahibi göz hastalıkları uzmanları tarafından yapılmktadır.

       ·        Katarakt Ameliyatı hangi yöntemle yapılıyor? Fakoemülsifikasyon yöntemi ile ( halk arasında lazer olarak biliniyor), iğnesiz (damla ile uyuşturularak) ve dikişsiz yapılıyor, göz içine lens ( mercek) yerleştiriliyor.

       ·        Katarakt Ameliyatı ne kadar sürüyor? Ameliyat süresi kataraktın yoğunluğuna ve tipine göre değişmekle birlikte ortalama 10 dakikadan kısa sürmektedir. Ancak ameliyat öncesi göz hazırlığı ve ameliyat sonrası dinlenme süreleri dahil olmak üzere 3-5 saati hastanemizde geçirmeniz gerekmektedir. Refakatçinizin de 3-5 saat bekleyeceğini bilmesi, bu süre için kendini önceden ayarlaması çok önemlidir.

       ·        Ameliyattan önce hastanede hangi işlemler yapılacak? Ameliyat günü siz verilen saatte hastanemize başvurduğunuzda 4. kata alınacaksınız. Görevli hemşire sizi bilgilendirecek, damlalarınızı koyacak, tansiyonunuzu ölçecek ve emniyet için damar yolu açacaktır. Anestezi doktorumuz gerekirse sizi tekrar muayene edecektir. Bu arada size okuyup imzalamanız için ameliyat muvafakat formu verilecektir.Göz hastalıkları uzmanı ameliyattan evvel sizi muayene edecektir.
·        Ameliyatta ve sonrasında acı, ağrı duyacak mıyım? Hastaların büyük bir çoğunluğu ameliyatta herhangi bir ağrı olmadığını ifade etmektedirler.
·        Ameliyat sırasında göziçine hangi mercek konulacak? Hastanemizde Alcon ve Rayner marka mercekler kullanılmaktadır. Herikisi de dünya çapında yaygın olarak kullanılan çok kaliteli merceklerdir. Yakın uzak gösteren Restor ve Technis mercekleri hastanemizde özel istek üzerine kullanılmaktadır.

·        Katarakt Ameliyatı sonrasında hastanede kalmam gerekiyor mu? Ameliyat sonrasında hastanede kalmanız gerekmiyor, ertesi gün sabah kontrole gelmeniz gerekiyor.

·        Ameliyat sonrası yakın ve ya uzak görmemden hangisi netleşecek, ne zaman netleşecek, gözlük kullanmam gerekecek mi? Ameliyat öncesinde hassas metotlarla mercek numarası tayin edildiğinden hastaların büyük bir çoğunluğu uzak için gözlük ihtiyacı duymayacaklardır. Ameliyattan 1 hafta sonra doktorunuz gerekli görürse gözlük verecektir. Ancak gözlük numaraları ameliyattan 1.5 - 2 ay sonra sabitleşmektedir. Bu süreden sonra gerekli görürseniz yakın ve uzak gözlüklerinizin tekrar ayarlanması için randevu alarak muayene olabilirsiniz.

·        Ameliyat sonrası gözümün kapalı mı kalması gerekiyor? Gözünüzün kapalı kalması gerekmiyor, ameliyat olan her hastamıza koruyucu gözlükler verilmektedir.

·        Kontrolleri kim yapacak ve ne kadar sürecek? Kontrolleriniz doktorunuz tarafından ameliyat sonrası birinci gün ve beşinci gün yapılacak, uzak ve yakın gözlükleriniz ayarlanarak kontrolleriniz tamamlanacaktır.

·        Aynı gözde tekrar katarakt olur mu? Hayır. Ancak zaman içinde, içine merceğin yerleştirildiği zar kesifleşebilir. Bu durum normal bir reaksiyon olup YAG laser ile birkaç saniyede düzeltilir.

·        İlaçları ne kadar süre kullanacağım?
Genellikle 20 gün süreyle ameliyat olan göze damla verilir.

·        Ameliyattan ne kadar süre sonra banyo yapabilirim? Ameliyattan 3 gün sonra duş yapabilirsiniz ancak gözünüzü ovuşturmamaya özen gösteriniz. Damlalarınız bittikten sonra normal yaşantınıza dönebilirsiniz.

·        Ameliyattan ne kadar süre sonra araç kullanabilirim ? Kendinizi ne zaman bu konuda rahat hissediyorsanız o zaman araba kullanabilirsiniz.

·        Ameliyattan ne kadar süre sonra gazete okuyabilirim, televizyon izleyebilirim, elişi yapabilirim? Ameliyat olduğunuz gün dinleniniz. Ertesi gün gazete okuyabilir, televizyon seyredebilir ve elişi yapabilirsiniz.

·        Ameliyattan ne kadar süre sonra namaz kılabilirim? 1 hafta sonra namaz kılabilirsiniz.

·        Ameliyattan ne kadar süre sonra içki ve sigara içebilirim ? Ertesi günden itibaren normal yaşantınıza dönebilirsiniz.
·        Ameliyattan ne kadar süre sonra seyahat edebilirim? Ertesi gün- zorunlu ise.

       ·        Ameliyattan sonra yapmam gereken bir diyet var mı? Ne zaman yemek yiyebilirim? Belirli bir diyet yok. Bir - iki saat dinlendikten sonra yemek yiyebilirsiniz.

·        Ameliyat sonrası gece yatmam gereken özel bir pozisyon var mı? Ameliyatlı gözünüzün tarafına yatmamaya dikkat ediniz.


.        Ameliyat sonrası dikkat etmem gereken şeyler var mı? Ağır kaldırmayınız, tozlu ortamlara girmeyiniz, gözünüzü gelebilecek darbelerden koruyunuz, tokalaşma ve öpüşmeden kaçınınız. Her damladan önce ellerinizi yıkayıp ve damlalığın ucunu kirpiklere, kapaklara değdirmeyiniz

Kontakt lensler optik,terapötik ve kozmetik amaçlarla kullanılmaktadırlar. Hastanemizde sferik ve terapötik kontakt lens uygulamaları yapılmaktadır. Torik, sert, keratokonus ve renkli kozmetik lens uygulamaları yapılmamaktadır.

Kontakt lens hakkında genel bilgiler:

Kontakt lens nedir?
Gözlüksüz görmeyi sağlayan bu mucizevî plastik parçaların geçmişi 500 yıl öncesine Leanardo da Vinci dönemine kadar uzanır, fakat 1947 yılına dek önemli bir gelişim gösterememiştir.Pek çok insan kontakt lensi estetik ya da kozmetik amaçlı olarak gözlük yerine tercih etmektedir, ancak kontakt lens kullanımı zaman zaman medikal endikasyon nedeniyle gereklilik gösterir.

Kontakt lens tipleri
•        Sert kontakt lens
Korneanın üçde ikisini kaplar ve şeffaf ya da renkli olabilir, bifokal, torik ya da bitorik geliştirilmişlerdir. Sert gaz geçirgen lensler, lensten korneaya oksijen geçişine daha fazla izin veren materyalden yapılmıştır, ancak günümüzde tüm sert lensler gaz geçişken materyalden üretilmişlerdir.
Skleral kontakt lensler gözün ön kısmını tamamen kaplayan lenslerdir, geç versiyonları ilerlemiş keratakonus hastalarında görmeyi arttırmak amacıyla kullanılmaktadır.
X-chrome lensler ise yine sert lenslerdir ve renk körlüğü bulunan (özellikle kırmızı yeşil ayrımı yapamayan hastalarda ) nondominant göze uygulanan lenslerdir.

•        Yumuşak lensler

Yumuşak hidrofilik lensler çok ince ve su absorbe edebilen plastik materyalden üretilir Sert lenslerden daha büyüktürler tüm korneayı kaplar ve skleraya uzanırlar. Yumuşak astigmatik (torik), bifokal ve renkli lensler üretilmektedir.
İlk geliştirilenler günlük kullanım lensleri olmak üzere, aylık, 3 ya da 6 aylık gibi uzamış kullanıma elverişli ve de tek kullanımlık yumuşak lensler mevcuttur.

Kontakt lens kullanımında medikal endikasyonlar


Afakî :
Katarakt ameliyatı sonrasında ortaya çıkan durumdur, günümüzde modern katarakt cerrahisi sonrası göz içi lensi yerleştirilmektedir, ancak infantlarda ve küçük çocuklarda katarakt cerrahisi sonrası göz içi lensi yerleştirilmeyen hastalarda lens gücüne göre kontakt lens kullanılmaktadır

Göz travması :

Özellikle çocuklarda ve genç adultlarda; göz yaralanması sonrası görmenin tekrar eski durumuna getirilmesi için kontakt lens kullanımı gerekebilir

Keratakonus :
Korneanın progresif şekilde incelmesi ve koni şeklini almasına neden olan bir durumdur. Gözlük bu hastalarda genellikle iyi bir görmenin sağlanmasında yetersiz kalır, özel dizayn edilmiş sert kontak lenslerle iyi bir görme düzeyi yakalanır.

Kontakt Lens Kullanma prosedürü :
Kontakt lens kullanmak isteyen hastaların komple göz muayenesinden geçmeleri gerekmektedir. Hastanemizde kontakt lens kullanmak isteyen hastalarımız komple göz muayeneleri yapıldıktan sonra topografik ölçümleri yapılır (orbscan ) ve kuru göz açısından test edilirler. Hasta için en uygun lens seçimini hastalarımızla görüşerek belirleriz, ilk kez kontakt lens kullanacak olanlara eğitim verilmektedir.
İlk kez kontakt lens kullandığınızda gözde rahatsızlık hissi olabilir ama ağrı beklediğimiz bir durum değildir, göz yaşarması, kırpışma, ışık hassasiyeti ve ılımlı kırmızı göz gibi semptomlar oluşabilir; adaptasyon süresince bu durum giderek azalır süreç yumuşak lenslerde 3–4 gün, sert lenslerde 2 ila 4 hafta kadardır.

Kontakt lens Kullanırken Uyarıcı belirtiler :
Kontakt lens kullanıcılarının küçük bir yüzdesi korneal ülser ya da oküler enfeksiyon gelişmesi açısından risk taşırlar akut gelişen ağrı ve kırmızı göz, kontakt lensinizi hızla çıkarmanız ve doktorunuzla görüşmenizi gerektirir, erken teşhis edilecek komplikasyonlar tedavinin başarılı olmasını sağlayacaktır.
•        Adaptasyon periyodundan sonra uzamış göz yaşarması.
•        Hızla gelişen ciddi kırmızı göz.
•        Kontakt lensi takarken ya da çıkarırken ciddi ağrı hissedilmesi.
•        Adaptasyon süresinin uzaması ya da bulanık görme.
Durumlarında doktorunuzla mutlaka görüşünüz...

DİYABET ve RETİNA

Diabetes mellitus, şeker vücut tarafından gerektiği gibi kullanılamadığı ve depolanamadığı için kan şekeri düzeyinin yükselmesi durumudur. Sonuçta kandaki yüksek şeker seviyesi, tüm vücuttaki atardamar, toplardamar ve kapiller denilen çok ince damarlara zarar verir. Ayrıca böbrek, göz gibi organlarda da istenmeyen değişikliklere sebep olur.
İki tip diyabet mevcuttur. Genç veya çocuk yaşta ortaya çıkan ve insülin denilen şekerin doğru kullanılmasını sağlayan hormonun hiç üretilmediği Tip1 diyabet (insüline bağımlı tip) ve ileri yaşta ortaya çıkan ve insülin mevcut olmasına rağmen dokuların insülin hormonuna yanıtının az olduğu Tip2 diyabet (insüline bağımlı olmayan tip).

Diyabet Retinaya Ne Zaman Zarar Verir?

Diyabet sinsi bir hastalıktır. Hastalar diyabet olduğunu bilmeden uzun yıllar yaşayabilirler. Diyabetin gözde yarattığı hasar olan diyabetik retinopatiye bağlı gelişen görme azalması diyabetin ilk bulgusu dahi olabilir.
Diyabetik retinopati, hem tip1, hem de tip2 diyabette görülebilir. Çoğunlukla, diyabet başlangıcından itibaren 5 yıl kadar diyabetik retinopatiye ait belirti ve bulgu saptanmaz. Diyabet ne kadar uzun süreli ise, göz ve retinada hasar oluşturma riski o kadar fazladır. 25 yıllık bir diyabet hastasında, diyabete bağlı retina hasarı gelişme oranı neredeyse %100’dür. Tedavi edilmediği takdirde, bir kısmında şiddetli derecede, bir kısmında ise çok ağır körlük gelişebilir.

Diyabetik Retinopatinin Tanı ve Takibinde Hangi Testler Uygulanır?
Diyabetik retinopatide rutin muayene dışında, gerekli görüldüğü takdirde göz anjiyosu (FFA- fundus fluorescein angiography) ve retina tomografisi (OCT- optic coherence tomography) çekmek gerekebilir. Bu testler ile tedavinin gerekip gerekmeyeceği, ne tür bir tedavi uygulanacağı, laser tedavisi uygulanacaksa hangi bölgelere uygulanacağı saptanabilir.

Diyabetik Retinopatisi Tedavisi Nedir?
Diyabetik retinopatinin tedavisi laser fotokoagülasyondur. Göziçi kanama mevcut ise ya da çok ileri evrede ise ameliyat gerekebilir. Son zamanlarda, istenmeyen damar gelişimini önleyici tedavi (anti-VEGF tedavi) de diyabetik retinopatide kullanılmaktadır. Bu tedavide, göziçi kanamanın daha hızlı çekilmesini sağlamak, tekrar kanama riskini azaltmak ve makula bölgesinde görme kaybına neden olan sıvıyı dağıtmak için göze triamsinolon (bir tür kortizon) veya bevacizumab (Avastin, Altuzan) denen bir ilaç enjekte edilmektedir.

ARKA VİTREUS DEKOLMANI

YAŞA BAĞLI MAKULA DEJENERESANSI (SARI NOKTA HASTALIĞI)

Sarı nokta hastalığı, Türkiye’de, tüm dünyada olduğu gibi 55-60 yaş üzeri yaş kitlesinde en sık görme kaybı yaratan hastalıkların başında gelir. Sarı nokta hastalığı olan kişiler, okuma, araba kullanma, kişilerin yüzlerini seçme, televizyon seyretme gibi günlük işleri yapmakta sorun yaşarlar. Bunla birlikte, hastalığın ileri evresinde bile kişi tamamen körlük yaşamaz, merkezi görme dışındaki görüş alanı ile günlük hayatını idame ettirir.

Sarı Nokta Hastalığı Nedir?

Gözün retina tabakası, dışarıdan gelen ışığı fark eden ve bunu beyne ileten, sinir hücrelerinden oluşmuş bir tabakadır. Gözü bir fotograf makinesine benzetecek olursak retina, makinenin içindeki film şerididir. Makula bölgesi, bu tabakanın tam ortasında yer alır. Makula bölgesinin de tam ortasında, ışığın odaklandığı ve yaklaşık iğne başı çapında fovea bölgesi bulunur. Fovea bölgesi, ya da halk arasındaki tabiriyle “sarı nokta”, retina tabakasının merkezi görme ve ayrıntılı görmeden sorumlu en önemli bölgesidir. Sarı nokta hastalığında kişi, şekillerde distorsiyon (bozukluk) ve görme kaybı yaşar.
Retina tabakası her ne kadar kendi içinde damar tabakası barındırsa da, büyük oranda hemen altında yer alan damardan zengin bir tabakadan beslenir. Bu iki tabaka arasında da ince bir zar mevcuttur ve iki tabaka arasında bariyer filtresi görevi görür. Hayat boyunca, sarı nokta bölgesinde, ışığın da toksik etkisiyle biriken artık maddeler, belli bir mekanizma ile bu bölgeden temizlenir ve altındaki damardan zengin tabakaya iletilir ve kan yoluyla uzaklaştırılır.
Sarı nokta hastalığında, sıklıkla 50-55 yaşından sonra bazı kişilerde, tabakalar arasındaki artık maddeler, sebebi henüz bilinemeyen bir sebeple bu bölgeden uzaklaştırılamaz hale gelir ve bu bölgede birikerek birtakım istenmeyen olayları tetikler. Bu şekilde hastalık başlamış olur.
Sarı nokta hastalığı kuru tip ve yaş tip olmak üzere ikiye ayrılır. Kuru tipte bu bölgede hücrelerde biriken artıklar sebebiyle belli oranda kayıp yaşanır. Yaş tipte ise, sarı noktanın hemen altında, tabakalar arasında istenmeyen damar tomurcukları oluşur. Oluşan bu damar tomurcuklarından çok kısa bir sürede sızıntısı ve kanamalar oluşur ve görme kayıpları başlar. Tüm sarı nokta hastalıklarının %90’
ı kuru tip olmasına rağmen, sarı nokta hastalığının yol açtığı görme kayıplarının %90’ından yaş tip sorumludur. Yani daha az sıklıkla görülmesine rağmen daha fazla görme kaybına yol açar. Kuru tip olarak başlayan bir sarı nokta hastalığı, zamanla yaş tipe dönebilir. Bu yüzden düzenli kontroller şarttır.

Sarı Nokta Hastalığı’nın Belirtileri Nelerdir?

Hastalık yaş tipe dönüştüğü takdirde, erken belirtiler düz çizgilerde distorsiyon (bozukluk, yamulma) hissi ve görme miktarında azalmadır. Çizgilerde bozukluk hissinin saptanabilmesi için, hastalara kendilerini zaman zaman test etmeleri için ızgara desenli basit bir kart verilir. Bu karta Amsler kartı denir (Şekil1). Hasta, yakın gözlüğünü takarak her bir gözünü tek tek kapayarak elindeki Amsler kartının orta noktasına bakar ve bu kartı oluşturan çizgilerde herhangi bir şekil bozukluğu olup olmadığını test eder. Yaş tip sarı nokta hastalığında düz çizgilerde distorsiyonu bu sayede fark edebilir (Şekil2). Her zamankinden farklı bir görüntü fark edildiği takdirde, vakit kaybetmeden bir retina muayenesi olunmalıdır.


Sarı Nokta Hastalığında Diğer Göz Etkilenir mi?
Sarı nokta hastalığı her iki gözü de etkileyen bir hastalıktır. Ancak sıklıkla bir gözdeki durumu, diğerinden daha ağırdır.

Sarı Nokta Hastalığı Tedavisi Nedir?

Kuru tipten yaş tipe geçmiş sarı nokta hastalığı acil tedavi gerektiren bir durumdur. Yakın zamana kadar bu hastalıkta uygulanan tedaviler yüz güldürücü sonuçlar vermezken, bugün için gelişen teknolojiler ve yeni tedavi şekilleri ile son derece başarılı sonuçlar alınmaktadır.
Yaş tip sarı nokta hastalığında tedavide amaç, hastalığa neden olan tabakalar arasındaki istenmeyen damar tomurcuklarının, sıvı sızıntılarının ve kanamaların kurutulmasıdır. Bunun için farklı tedavi seçenekleri mevcuttur.

Laser Tedavisi
Yaş tip sarı nokta hastalığında uygulanan en eski tedavi yöntemidir. Laser tedavisi uygulanabilen durumlar bugün için sınırlıdır. Tüm yaş tip sarı nokta hastalarının yaklaşık %15’i standart laser tedavisine müsaittir. Laser tedavisi uygulanan hastalarda %50 oranında damar tomurcuğu yeniden aktive olabilmektedir.

Fotodinamik Tedavi (PDT)

Standart laser tedavisinden sonra geliştirilen ve yaklaşık 10 senedir uygulanan bir tedavi yöntemidir. PDT’de verteporfin (Visudyn) denilen bir madde koldan iğneyle verilerek bu ilacın gözde hasarlı dokuya bağlanması sağlanır. Ardından özellikli bir laser tedavisi 83 saniye boyunca göze uygulanır. Yaş tip sarı nokta hastalığının bazı tiplerinde etkilidir. Genellikle görme artışı sağlamaz, 1 yıllık tedavi süresinde mevcut görmeyi koruma oranı yaklaşık %50-60’tır. İlerleyen yıllarda bu oran düşer. Bugün için sadece uygun vakalarda olmak üzere nadiren tek başına kullanılır. Bunun dışında aşağıdaki bölümde bahsedilen, gözün içine enjeksiyon (zerk) yoluyla verilen yeni ilaçlar ile birlikte kombine kullanılabilir.

Damar Gelişimini Önleyici Tedavi (Anti-VEGF tedavi)
Günümüzde yaş tip sarı nokta hastalığında en etkin görünen ve en son gelişen tedavi yöntemidir. Bevacizumab (Avastin, Altuzan), ranibizumab gibi etken maddelerden oluşur.
Yaş tip sarı nokta hastalığında, gözün arka duvarını oluşturan tabakalar arasında istenmeyen damar tomurcukları oluşmaktadır (bakınız Sarı Nokta Hastalığı Nedir?). Bu damar tomurcuklarının oluşumunda, o bölgeye etki eden damar büyüme faktörleri rol oynamaktadır. Yaş tip sarı nokta hastalığında damar gelişimini önleyici tedavi ile bu büyüme faktörleri etkisiz hale getirilmekte ve oluşan damar tomurcuğu ortadan kaldırılmakta, sızıntı ve kanama önlenmektedir. Bu tedavide bevacizumab (Avastin, Altuzan) gibi ilaçlar, göze doğrudan enjekte edilmek suretiyle verilir.
Bu tedavi ile, yaş tip sarı nokta hastalığında 1 yıllık sürede mevcut görmeyi koruyabilme oranı, %90’
ın üzerindedir. Yine aynı sürede görme artışı sağlayabilme oranı %30’lar cıvarındadır. Görme kaybının önlenmesi ve hatta görme artışı sağlanabilmesi için, yapılan bu enjeksiyonlar sıklıkla belli aralıklarla tekrarlanır.

Takipte neler yapılmalıdır?

Sarı nokta hastalığı, ister kuru tip, ister yaş tip olsun, düzenli takip gerektiren bir hastalıktır. Teşhis aşamasında ve takipte mutlaka göz anjiyosu (FFA- fundus fluorescein angiography) ve retina tomografisi (OCT- optic coherence tomography) çekilmelidir.

 

Miyop, hipermetrop ve astigmatizmanın düzeltilmesi için kullanılan LASIK yöntemi sayesinde milyonlarca insan gözlükten bağımsız yaşamaktadır. LASIK işlemi gözün saydam tabakasının excimer laserle kalıcı olarak yeniden şekillendirilmesidir. PRK ve LASEK yöntemleriyle de aynı düzeltmeler yapılabilir. Hastanemizde benzer cihazlar arasında en iyileri olan Wavelight Allegretto Wave Eye-Q laser ve Hansatome Microkeratom ile Intralase FS-60 kullanılmaktadır. En son teknoloji cihazlar ve doktorlarımızın LASIK ve PRK konusunda 1992 yılından beri tecrübeyle elde ettikleri birikim hastanemizde elde edilen yüksek başarının arkasındaki en önemli faktördür. Lasik cerrahisinde önemli bir aşama olan Intralase ( intralasik) diğer adıyla bıçaksız lasik hastanemizde hizmetinize girmiştir. Intralase hakkında daha fazla bilgi bu sayfanın sonundadır.

LASIK nasıl yapılır:

Lasik olacak hastalarımız göz doktoru tarafından göz muayenesi yapıldıktan sonra sonra Orbscan ve Allegro Topolyser-Analyzer ile değerlendirilir. Hasta halk arasında kartal gözü diye adlandırılan wavefront veya diğer kişiselleştirilmiş tedaviler (Wavefront, topolyser, q-mode)için uygunsa daha ileri tetkikler yapılır. Lasik için uygun bulunan hastalar işlemler hakkında bilgilendirilir ve randevu verilir. Randevu günü gelen hasta tekrar muayene edilir ve sırası geldiğinde excimer laser odasına alınır. Saydam tabaka damlayla uyuşturulduktan sonra Mikrokeratom adı verilen cihaz veya intralase lazer kornea üzerine yerleştirilerek, koruyucu bir tabaka kaldırılır. Bu işlem sırasında gözde hafif bir bası hissi olur ama ağrı duyulmaz. Daha sonra hastanın kırmızı ışığa bakması söylenerek LASIK ameliyatı gerçekleştirilir. Hastaya halk arasında kartal gözü diye adlandırılan wavefront veya diğer kişiselleştirilmiş tedaviler (Wavefront, topolyser, q-mode) yapılacaksa ekzimer laser cihazı ona göre programlanır. Cihazımızda gözün hareketlerini takip eden eye-tracker sistemi olduğundan hasta gözünü oynatması tedaviyi etkilemez. İşlem sonrasında hastaya o gece takması için koruyucu gözlük verilir. Hastalarımız ertesi günden itibaren günlük normal yaşantılarına dönebilirler.

En çok sorulan LASIK soruları ve yanıtları:

·     Kartal Gözü(Wavefront) nedir? Bazı gözlerde miyop, hipermetrop veya astigmat gibi kırma kusuru ile birlikte Aberasyon adı verilen gözün optik düzensizlikleri mevcuttur. Bu aberasyonlar gece görüşü ve görme keskinliğinde azalmaya neden olabilir. Bu durumda kırma kusuru ile birlikte aberasyonları da düzeltmek gece görüşü ve görme keskinliğinde artışa neden olabilir. Bu konuda da halk arasında Kartal Gözü olarak bilinen kişiye özel tedavi seçenekleri kliniğimizde Wavefront, F-cat, T-cat metotlarıyla uygulanmaktadır. Sizin için uygun olan yönteme doktorunuz karar verecektir.

·     Kimlere LASIK yapılmaz? Keratokonus, ince kornea, üveit, kontrolsüz glokom, kontrolsüz diyabet olanlarla hamile ve emziren annelere yapılmaz. 18 yaş altında ve 65 yaş üstünde özel durumlar dışında yapılmaz. Bu konuda son sözü doktorunuz söyleyecektir.

·     Lasik, PRK, LASEK, Intralase (intralasik) , Kartal gözü, Wavefront: Hangisi benim için uygundur? Bunların hepsi lazerle göz ameliyatı yöntemleridir. Hangi yöntemin sizin için uygun olduğuna lazerle göz ameliyatı konusunda uzman olan doktorlar karar verebilirler. Alternatifler size sunulduktan sonra son kararı doktorunuzla birlikte vermeniz sizin için en iyi sonucun alınmasında belirleyici olacaktır.

·     Ameliyat günü neler yapmalıyım? LASIK günü, üzerinize rahat giysi giyerek size verilen randevu saatinde geliniz. LASIK işlemi ortalama 15 dakika sürmekle birlikte kliniğimizde 4 saat geçirecek şekilde planlayınız. Yani randevunuz saat 13 ise işiniz 17 de bitecektir. O gün makyaj yapmayın, parfüm sürmeyin.

·     Lasik işlemi ağrılı mıdır? İşlem hastaların çok büyük çoğunluğunda ağrısız olmaktadır. Laserden sonraki iki saat içinde gözde batma ve sulanma olabilmektedir.

·     Görmem ne zaman netleşir? Genellikle birçok aktivite 1-2 gün içinde rahatlıkla yapılacak şekilde net görme olur. Ancak tam netleşme 4-6 hafta hatta bazı kişilerde daha da uzun sürebilir.
İşime ne zaman dönebilirim? 1-2 gün içinde işinize dönebilirsiniz.

·     LASIK sonrasında göz damlası kullanmam gerekiyor mu? Lasik sonrasında kortizonlu ve antibiotikli damlalar kısa süreli kullanılır.

·     LASIK sonrası gözüm kapatılacak mı? Lasik sonrasında size koruyucu gözlük veriyoruz.Gözlerinizi kapatmıyoruz.

·     Gözlük veya kontakt lens kullanmak istemiyorum ama doktorlar gözümün LASIK için uygun olmadıklarını söylediler?  Göz bozukluğu çok yüksek olduğunda veya kornea tabakası ince olduğunda LASIK yapılmaz. Bu durumda alternatifler fakik iol veya saydam lens ektraksiyonudur. Fakik iol ameliyatında ICL, Artisan veya Artiflex göz içi mercekler kullanılır. Saydam lens ekstraksiyonu (CLE) ise katarakt ameliyatına benzer bir ameliyattır. Bu yöntemlerle çok iyi sonuçlar alınır ancak  hasta seçimi çok önemlidir.

·     LASIK ile miyop, hipermetrop ve astigmat düzeltilebilir mi? Yeni kuşak excimer laser cihazları ile miyop, hipermetrop ve astigmat düzeltilebilir.

·     Emekli Sandığı, Bağkur ve SSK mensuplarının LASİK ameliyatları yapılıyor mu? Evet. Bütçe uygulama talimatında belirtilen koşullara uyan hastalar katkı payı ödemek koşuluyla hastanemizde LASIK olabilirler: Her iki göz -5 derece miyop ve üzeri olup, iki göz arasında 3 derece fark var ise, Her iki göz +3 derece hipermetrop ve üzeri olup, iki göz arasında 3 derece fark var ise, Bir göz emetrop (sıfır) diğer göz 3 derece ve üzeri olup miyop, hipermetrop veya astigmat var ise, Her iki göz arasında 4D ve üzeri siferik (SPH) fark var ise,

·     LASIK sonrasında gözlük kullanacak mıyım? Hastaların çok büyük bir çoğunluğu bu işlem sonrasında gözlük kullanmadan günlük aktivitelerini gerçekleştirebilmektedirler. Ancak 40–45 yaş üzerinde olanlarda yakın veya okuma gözlüğü kullanmak gerekecektir. Yakın gözlüğüne göz bozukluğu olmayan 40 yaşın üzerindeki herkes gereksinim duymaktadır.

·     LASIK işleminin riskleri nelerdir? Tıpta hiçbir tedavi risksiz ve komplikasyonsuz değildir. Aynı şekilde sonuçları garantili değildir. Ancak LASIK için en güvenli tedavidir denilebilir. Hastanemizde komplikasyon olmaması için her türlü önlem alınmaktadır. Muhtemel komplikasyonlar arasında enfeksiyon, gece yansımaları, az düzeltme, fazla düzeltme sayılabilir. Tüm riskleri ve olası komplikasyonları saymamız mümkün değildir. Kliniğimizde LASIK olacak tüm hastalarımıza riskler hakkında daha ayrıntılı bilgi verilerek aydınlatılmış onay formu, okutulup imzalatılmaktadır. Lasik olmayı düşünenlerin daha evvel ameliyat olmuş kişilerle konuşmaları ve konuda yazılı bilgilerle interneti araştırmaları uygun olur.

·     LASIK işlemi her iki göze aynı anda yapılabilir mi? Evet, hastalarımızın hemen hepsine aynı seansta her iki göze uygulanmaktadır.

·     Lasik olanlar ileride katarakt ameliyatı olabilirler mi? Lasik olanlar gerektiğinde katarakt veya diğer göz ameliyatlarını olabilirler.

·     Göz çizdirme nedir? Lazerle göz çizdirme nedir? 1980li yıllarda Rusya’da popüler olan radyal keratotomi ameliyatı halk arasında lazerle göz çizdirme olarak bilinmektedir. Excimer laserin 1990 da sonra uygulanmaya başlamasıyla Lazerle göz çizdirme olarak bilinen bu yöntem terk edilmiştir. Lazerle göz ameliyatı veya lazerle göz çizdirme olarak tanınan bu ameliyatta aslında laser hiçbir zaman kullanılmamış ve işlemler elmas bıçaklarla yapılmıştır. Bu ameliyatlar hiçbir zaman İzmir , İstanbul ve Ankara göz doktorları arasında yaygın olarak kullanılmamış ve yine İzmir , İstanbul ve Ankara göz hastaneleri ve göz klinikleri arasında pek kabul görmemiştir.

·     Intralase Nedir? Intralase metodu, lasik işlemini yapabilmek için gereken ince kornea tabakasını bıçak kullanmadan kaldırmak için geliştirilmiş bir yöntemdir. Geleneksel olarak bu ince tabakayı kaldırmak için mikrokeratom adı verilen cihaz kullanılır. Mikrokeratom gözün önünde ileri ve geri hareket ederek korneadan ince bir tabaka keser. Mikrokeratom ile yapılan lasik ameliyatları bilindiği gibi son derece güvenlidir. Ancak lasik sırasında çok ender görülen komplikasyonların çoğunluğu mikrokeratoma bağlıdır. Intralase metodunda ise bu ince tabaka gözünüze herhangi bir bıçak temas etmeden yaratılır.

·     Intralase nasıl çalışır? Intralase metodunda, her biri saniyenin katrilyonda biri kısalıkta çok küçük laser ışıkları kornea tabakasından geçerek kornea içinde mikroskobik kabarcıklar yapar. Bu kabarcıkların sayısı ve kaplayacağı alan önceden doktor tarafından belirlenir ve bilgisayara işlenir. Bu kadar hassas işlemler normalde kullanılan bıçaklı mikrokeratomlar da mümkün değildir.
Kaşkaloğlu Göz Hastanesinde bulunan son sistem 2006 model FS-60 cihazında bütün bu işlemler 30 saniye sürer. Daha sonra bu tabaka kolaylıkla kaldırılır ve lasik yapılır. Lasik işlemi bittikten sonra bu tabaka kolaylıkla yerine yatırılır ve kısa sürede iyileşir.

·     Benim gözüm Intralase için uygun mu? Eğer bıçaksız lasik olmak istiyorsanız ve ender de olsa görülebilen mikrokeratom komplikasyonlarından sakınmak istiyorsanız lasik- Intralase sizin için uygundur. Intralase metodunda lasikten sonra 10/10 görme oranı daha yüksektir. Ayrıca Intralase ile lasik olan hastalar görme kalitelerinin daha iyi olduğunu ve bunu özellikle loş yerlerde ve gece fark ettiklerini bildiriyorlar.

·     Başka neler bilmeliyim? Hastalar tarafından tercih edilir: Bir gözü bıçakla diğer gözü Intralase ile ameliyat olan hastaların ¾’ü, Intralase ile ameliyat olan gözlerinin daha iyi olduğunu bildirmişlerdir.
Kanıtlanmış ve Güvenilir: Intralase metoduyla bugüne kadar yüz binlerce işlem güvenli ve etkili olarak yapılmıştır. Halen daha gelişmiş bir tedavi metodu yoktur. Intralase teknolojisinin üstünlüğü sayesinde doktorunuz lasik için gereken her parametreyi daha hassas bir şekilde kontrol ederek sonuçların daha etkili olmasını sağlar. Ayrıca Intralase yönteminde hiç bıçak kullanılmadığı için hastalar lasik tedavisine girerken daha fazla güven daha az endişe duyarlar ve mükemmel görme kazanma şansları daha yüksektir. Intralase hakkında daha fazla bilgi için bizi arayınız. Doktorlarınızla konuşunuz 


Paket seçenekleri
Katarakt
Normal 0 21 false false false MicrosoftInternetExplorer4 Katarakt nedir? Göz merceğinin saydamlığını kaybetmesi olup en sık sebebi yaşlılıktır. Hastanemizde en çok yapılan ameliyat katarakt ameliyatı olduğundan katarakt teşhis ve tedavisin...
Create your own package

Üye girişi

Kullanıcı adı:
Şifre:

Neler oluyor?

Pakette sona yaklaştık
Satışların % 30 u online
Turizm gelirleri yüzde 20 arttı
Oteller tercih ediliyor.

Danışma

Kullanım Koşulları
Gizlilik Politikası
İletişim
Greetings from sunny Izmir
 
 
  Anasayfa  |  Termal  |  Estetik  |  Diş  |  Tüp bebek  |  Göz  |  Saç Ekimi  |  Hizmetlerimiz  |  Hakkımızda  |  İletişim
Telif hakları saklıdır © 2010 TTHealth
 
  Sitemizde yer alan içerikler sadece bilgilendirme amaçlı olup uygulanacak tedavi seçeneğini göstermemektedir.
Uygulanacak Tedaviye ancak doktor muayenesi ile karar verilebilir.